Merhaba,
Ben hayatımda hiç mekanik saat almamışım. Şimdiye kadar kullandığım saatlerin büyük kısmı dijital, klasik olanlar da quartz. İlk dijital saatim ortaokul 2. sınıfta aldığım Casio DBC-62-1Z Data Bank’tı. Şu anda Apple Watch Series 10 kullanıyorum. Ezcümle, teknolojiyi çok seven ve kullanan bir insanım.
ChatGPT 2023 yılında yayınlandı. Ben ise yapay zekâdan bahsettiğim ilk yazımı 2018’de yazmıştım. Dolayısıyla “istemezük”çülerden değilim. Yalnız beni rahatsız eden bir konu var. Her şeyde yapay zeka biraz sıkmaya başlamadı mı?
Bugün mevcut yapay zeka şirketlerinin neden başarılı olmayacağını konuşacağız.
“İş”te başlıyoruz

Bu satırları şirkette dijitalleşme ve yapay zeka projeleri yapan bir İnsan Kaynakları Müdürü olarak yazıyorum. Son 3 yıldır süreki verilen alt mesajları size kısaca özetleyeyim;
- İşlerimizi elimizden alacak.
- Bizi yok edecek.
- Bizden sonra dünyada başka bir tür olacak.
- Yapay zeka, ekonomiyi ele geçirecek.
- Yapay zeka uzaya çıkacak. vs vs vs
Peki potansiyeli var mı? Evet, var.
Yalnız durum gerçekten korkutulduğu gibi mi? Hayır değil.
Kısa bir süre önce bir yazıda neden “hayır” dediğimin detaylarını aktarmıştım. Çok kısa özetlemem gerekirse:
- Yapay zekâ modelleri mevcut teknolojiyle insanın yerini alamıyor.
- Ekonomik değiller.
- Smart değiller.
Bakın size bir örnek;
100 kişinin çalıştığı bir çağrı merkezi, tüm süreçlerini yapay zekâya devretmiş ve çalışanların %80’ini işten çıkartmış. Yapay zekâ modeli o kadar fazla enerji ve token tüketiyor ki partner firma çağrı merkezi şirketine yüksek tutarlarda faturalar kesiyor. Çağrı merkezi şirketi zarar ettiği için daha ucuz, dolayısıyla daha az yetenekli bir yapay zekâ modeline geçiyor. Bu sefer de arayan müşteriler ciddi şekilde rahatsız oluyor. Çünkü yeni model müşteri isteklerini anlamıyor. Şirket müşteri kaybetme noktasına geliyor.
Sonucunda ne oluyor biliyor musunuz? Çağrı merkezi, işten çıkardığı insanların önemli bir bölümünü geri almak zorunda kalıyor.
Çünkü yapay zekânın bizim yerimizi alması için öncelikle işi bizden daha ucuza yapması gerekiyor. Mevcut teknolojiyle bunu her zaman yapamıyor. Yeni bir teknoloji bulunana kadar da durum böyle devam edecek. İnsan gücü yaoay zekadan ucuz oldukça insan hep kazanacak.
Geçtiğimiz hafta yapay zekâ dünyasında tartışmanın merkezine bu kez “Yapay zekâ gelişimini yavaşlatmalı mıyız?” sorusu oturdu.
Anthropic CEO’su Dario Amodei, modellerin yeteneklerinin çok hızlı ilerlediğini ve bu hızın güvenlik açısından kontrol edilmesi gerektiğini savunurken, Anthropic bünyesindeki araştırmacılar yapay zekânın önümüzdeki yıllarda insanlığın varlığı için ciddi bir risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.
OpenAI CEO’su Sam Altman da küçük bile olsa insanlığın yok olması riskinin kabul edilemez olduğunu belirtirken, Elon Musk Amodei’nin yavaşlama çağrısına destek verdi.
Böylece sektörün önde gelen isimleri, bir yandan yapay zekânın ekonomik ve teknolojik potansiyelini büyütürken, diğer yandan “Bu teknolojiyi ne kadar hızlı geliştirmeliyiz ve bir noktada frene basmalı mıyız?” tartışmasını yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı.
Şimdiye kadar aslında bildiğimiz konular bunlar. Ben size biraz farklı bir perspektiften bakmanızı istiyorum.
Yapay zekâ şirketleri bugüne kadar milyarlarca dolar yatırım aldı ama hâlâ ciddi zararlar ediyorlar. Çünkü mevcut teknolojiyle işletilen modellerin kârlılıklarını geçtim, başa baş noktasına bile gelmeleri oldukça zor.Yatırımcılar olmasa bugün bu şirketlerin önemli bir kısmının finansal olarak ayakta kalması mümkün olmayacak.
Ve tam burada zamanlamaya bakmanızı istiyorum.
Geçtiğimiz yıl teknoloji şirketlerinin hisseleri borsada düşmeye başladığında, yapay zekâ şirketlerinin üst düzey yöneticilerinden birbirinden iddialı açıklamalar dinledik.
- “Yapay zekâ nedeniyle çalışanların %80’i işlerini kaybedecek.”
- “Yapay zekâ ekonomik kalkınmayı sağlayacak.”
- “Bugünden yapay zekâya yatırım yapanlar kazanacak.”
Ve daha niceleri…
Bu yıl ise söylem farklılaştı. Ama zamanlama yine dikkat çekici.
- “Yapay zekâ çok tehlikeli boyuta geldi.”
- “Yapay zekâyı kontrol edemiyoruz.”
- “Yapay zekâ modeli internete sızdı.”
- “Yapay zekânın gelişimini yavaşlatmalıyız.”
Bu açıklamaların zamanlamaları nedir biliyor musunız? Ne zaman borsada teknoloji şirketlerinin hisse senetlerinde düşüş olsa bu açıklamalar ortaya çıkıyor.
Yani anlatı değişti. Ama yapay zekâ şirketlerinin ekonomik değerlemesinin veya AI yatırım döngüsünün sorgulandığı dönemlerde sektörün önde gelen isimleri, AI’ın olağanüstü güçlü olduğu veya aynı zamanda olağanüstü tehlikeli olduğu anlatısını daha yoğun kullanmaya başladı.
Geldim matematiğe.
11 büyük AI satışının veya borsa düşüşünün 7’sinde, takip eden 7 gün içerisinde AI’ın güçlü olduğu veya ciddi risk taşıdığı yönünde açıklamalar geldi.
Bu oran yaklaşık %63,6.
Hisse senetlerinin düşmediği dönemlerde ise aynı tür açıklamaların oranı yaklaşık %18.
Şimdi burada “Bu kesinlikle bilinçli olarak yapılıyor” demiyorum. Ama bir insan olarak şu soruyu sormak hakkımız: Bu kadar büyük bir fark tesadüf mü? Matematiksel bir icat çıkaranların matematiğe karşı çıkmamaları gerekir
Çünkü yapay zekâ şirketlerinin çok basit bir problemi var. Şirketlerinin değeri, büyük ölçüde gelecekte yapay zekânın yaratacağı ekonomik değere ilişkin beklentilere dayanıyor. Yani günümüzü değil gelceği satıyorlar.
Dolayısıyla yatırımcıya bir taraftan:
“Yapay zekâ inanılmaz güçlü. Ekonomiyi değiştirecek.” demek gerekiyor.
Ama aynı zamanda başka bir anlatı da son derece kullanışlı: “Yapay zekâ inanılmaz güçlü. Hatta o kadar güçlü ki kontrol edilmezse insanlık için tehdit oluşturabilir.”
Birinci anlatı yatırımcıyı ikna ediyor. İkinci anlatı ise regülasyonu, güvenlik yatırımlarını ve mevcut büyük oyuncuların sektördeki ağırlığını meşrulaştırıyor.
Bakın, benim ekonomiyle ilgili temel bir bakış açım var.
Dünyadaki savaşların çok büyük bölümünün temelinde ekonomik çıkarlar vardır. Yapay zekâ konusunda koparılan yaygaranın da ekonomik bir tarafı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü ortada trilyonlarca dolarlık bir yatırım, henüz istenilen ölçüde kârlılık üretemeyen şirketler ve geleceğe satılan devasa bir teknoloji hikâyesi var. Yalnız henüz karlılık yok. Kamuoyunu bir şekilde ikan etmek gerekiyor.
Eğer yeni bir teknoloji bulunmaz ve mevcut yapay zekâ sistemleri bugünkü maliyetleriyle çalışmaya devam ederse, merak etmeyin:
İşleriniz hemen elinizden alınmayacak.
Çünkü şirketler teknolojiye âşık oldukları için değil, para kazanmak için yatırım yaparlar. Yapay zekâ bir insanın yaptığı işi ondan daha pahalıya yapıyorsa, o insanı işten çıkarmanın ekonomik bir anlamı yoktur.
Bütün mesele bu kadar basit.
Yazdıklarımdan yapay zekayı küçümsediğim anlaşılmasın. Tam tersine önem veriyorum. Fakat evrenimin merkezinde değil ve AI şirketlerinin yatırımcıları kandırmaları hoşuma gitmiyor.
Yapay zekânın geleceği de önceden yazılmış değil. Onu teknoloji değil, ekonomik gerçeklik ve bizim verdiğimiz kararlar belirleyecek.
Emre İnanç Kayatürk
İnsan Kaynakları Lideri





























