Merhaba,
Şu anda da bir değişimden geçiyoruz. Bu değişim de 20. yüzyılın başlarında olan değişime benziyor ve toplumun değişmesini öngörüyor. Çünkü profesyoneller artık kariyer yapmak için değil, hayatta ve ayakta kalmak için çalışıyor. Bugün değişen dünyada bireysel kariyer yönetimi üzerinde konuşacağız.
“İş”te başlıyoruz

Geçmişte iyi bir şirkete “kapak” atıp emekliliğe kadar bu şirkette çalışmak normal kabul edilirken günümüzde bunu gerçekleştirmek zor oluyor. Farklı bir ifadeyle anlatmam gerekirse profesyonellerin, eskiden iyi bir şirkette işe başlamak için ellerinden geleni yapmaları ve tek bir seferlik kendilerini ispat etmeleri gerekiyordu. Günümüzde ise profesyoneller her zaman kendilerini ispat etmek zorunda. Hatta iyi bir şirket dediğimiz yerde uzun süre durmaları profesyonelleri kısıtlamakta, hatta geriye gitmelerine neden olmaktadır.
Neden?
Çünkü artık işletmelerin yaşam ömrü profesyonellerin emekli olmasına yetişememektedir. TÜİK verilerine göre kuruluşundan 5 yıl sonra faaliyetine devam eden işletmelerin sayısı %41,3’tür. Yani her 10 işletmeden yaklaşık 6’sı ilk 5 yıl içinde faaliyetini sona erdiriyor. Şirket satışları, kapanmalar, şirket evlilikleri vb. derken profesyoneller çalıştıkları işletmelerde 20 veya 30 yıl boyunca çalışma imkânı bulamıyorlar.
Elbette bu genellemeyi aşıp 100+ yıldır faaliyetlerini sürdüren işletmeler de bulunuyor. Fakat bu işletmelerin tüm ekonomi içerisindeki oranı nedir? %5, %3, %1? TÜİK 2024 verilerine göre sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yaklaşık 3,94 milyon işletme/girişim bulunuyor. Bunların %99,6’sı da KOBİ. Çeşitli kaynaklar taranarak hazırlanan en kapsamlı listelerden birinde, 100 yılı aşmış ve hâlen faaliyet gösteren yaklaşık 64 şirket var. 100 yıldır faaliyet gösteren işletmelerin Türk ekonomisindeki oranı %0,0016’dır.
TÜİK verilerine göre Türkiye’de işletmelerin ortalama yaşam ömrü 8,1 yıldır. Düz mantıkla şu anda kariyerine başlayan bir profesyonel 65 yaşında emekli olacağından tüm kariyeri boyunca ortalama 5 kez şirket değiştirmek zorunda kalacaktır.
Aslında söylemek istediğim şu; artık özel sektörde kurumsal bir şirkette çalışmaya başlayayım ve emekliliğe kadar orada çalışır, yükselirim devri çoktan kapandı. Matematik bize bunu söylüyor. Her şirket değiştirmesinde kendinizi potansiyel işvereninize mülakatta ispat etmek zorundasınız.
Bu ispat süreci önce CV’de, ardından mülakatta gerçekleşir. Bu, işe alım sürecinin doğasıdır. İşe alım konusunda her zaman şunu belirtirim. Aday, kendisiyle ilgili her şeyi söyleyebilir. Ben mükemmeliyetçiyim, detaylara önem veririm, kriz yönetimim çok iyidir, analitik düşünebilirim, Superman’im. İnsan Kaynakları Bilimi açısından bu söyledikleri belirli bir deneyime dayanmıyorsa adayın özellikleri ile ilgili söylemleri iddianın ötesine geçemez. Çünkü yetkinlik; bilgi, duygu ve düşüncenin davranışa dönüşmüş hâlidir. Eğer davranış ya da o konuda yaşanmışlık/deneyim yoksa adayın beyanının da önemi o kadar azalmaktadır.
Her şirket değiştirmesinde kendinizi potansiyel işvereninize mülakatta ispat etmek zorundasınız. Bu psikolojik onay alma sürecinde de önceki şirketlerinizde yaptığınız projeler, başarılar, yönettiğiniz ekip sayıları, yönettiğiniz cirolar vb. ön plana çıkacaktır. Bundan dolayı beyaz yaka profesyoneller hedeflerine iyi şirketleri almak yerine başka bir kavramı koymak zorundadır.
Bu Kavram Ne Olabilir?
Diploma? Öncelikle eğitim almanın önemli olduğuna ve yaşam boyu eğitime inandığımı belirtmek isterim. Yalnız eğitim ile diploma kavramları arasında fark var. Diplomaları hep sürücü belgesine benzetirim. Bir ehliyet alabilirsiniz. Yalnız aldığınız ehliyet rallide birinci olacağınızı kanıtlamaz. Ehliyet yalnızca aracı kullanma yeterliliğine sahip olduğunuzu gösterir, o aracı ne kadar iyi kullandığınızı değil. Bunu unutmayın; diploma mutlaka olmalı ama diploma eğitimin ve bilgilerinizin önüne geçmemeli. Bu nedenle sosyal medya platformlarında çok fazla “Lisansı, yüksek lisansı tamamladım ama iş bulamıyorum.” gönderilerini görürsünüz.
Gelişen teknoloji ile iş dünyasının ihtiyaç duyduğu program bilgisi çok kısa sürelerde değişmektedir. SAP kullanımını ele alalım. 10 yıl önce SAP kullanan adaylar çok revaçtaydı. Oysa gelişen teknoloji ile SAP kullanabilmek bir ayrıcalık olmaktan çıktı. Çünkü artık günümüzde ERP yazılımlarının çoğu aynı kodlardan geldikleri için arayüze alışmak eskisi kadar zaman almıyor. Bilişim firmaları UX ve UI’daki geliştirmeleriyle bu sorunu ortadan kaldırdı. Bu nedenle yazılım kullanma bilgisi profesyonellerin hedefi olamaz. Ancak sınırlı bir kaldıraç olabilir. Bu nedenle program bilgisi olmazsa olmaz ama merkezde değil.
Peki odağımıza yeteneklerimizi alsak? Etkin iletişim kurabilen, problem çözme becerileri gelişmiş, kriz anlarını iyi yönetebilen, vizyoner olmak. Kulağa hoş geliyor değil mi? Burada şöyle bir problem bulunuyor. İş dünyasının ihtiyacı olan temel yetenekler sürekli güncelleniyor. Aşağıya World Economic Forum – Future of Jobs Report’un 2015 tarihinde iş dünyasının ihtiyacı olan yetenekleri, yanına da 2025 yılında ihtiyacımız olan yetenekleri koyuyorum. Farka bakın isterseniz?

Aslında bunlar birbirine yakın diyebilirsiniz ancak felsefeleri farklı. 2015’te önemli olan işi doğru yapmakken, 2025’te önemli olan sürekli değişen işi yeniden öğrenebilmek. 2015 yılında iş dünyasının en çok aradığı yetkinliklerle 2025 yılında aradığı yetkinlikler aynı değil. Daha da önemlisi, Dünya Ekonomik Forumu işverenlerin çalışanların mevcut becerilerinin ortalama %39’unun 2030 yılına kadar dönüşeceğini veya geçerliliğini yitireceğini öngörüyor. Yani yalnızca şirketler değil, değerli kabul edilen yetkinlikler de sürekli değişiyor. Tabii var olmak için iş dünyasının istediği yetenekleri edinmeniz gerekmektedir. Elbette yukarıda yazdıklarıma göre daha etkilidirler.
Deneyimler? Deneyimler önemlidir. Şu an uzman ve yönetici seviyesinde çalışanlar da deneyimleri ile bu noktaya gelmişlerdir. Başarıları, başarısızlıkları, aldıkları ödüller… Yalnız geçmiş artık geçmişte kaldı. Birkaç hafta içerisinde bile iş dünyasında devrimsel farklar oluyor, konjonktür değişiyor. Bu nedenle deneyimler aynı diploma gibi mutlaka olmalı ama ana odak noktasında olmamalıdır. Deneyim önemlidir ama tek başına yeterli değildir.
Şirketler değil, diploma değil, bilgisayar programları değil, deneyimler değil, yetenekler değil. Peki neyi odağımıza almalıyız?
Aslında yazının içerisindeki sıralama ile size bir ipucu vermiştim. Odağımıza bunların hepsini almalıyız. Tüm yumurtaları tek bir sepete koymadığımız için değişen koşullar ve iş dünyasının yeni isteklerine profesyonel olarak yanıt verebilmek ve riski minimize etmek için finans dünyasında çok uzun süredir uygulanan sepet yönetimini uygulamalıyız. Tek bir değişkene yatırım yapan profesyonel risk alıyordur. Finans dünyasında herkes “Sepet yap.” der. Çünkü tek hisseye yatırım yapan büyük risk alır.
Peki neden kariyerimizde bütün yatırımımızı tek şeye yapıyoruz? Yalnızca diplomaya. Yalnızca şirkete. Yalnızca yabancı dile. Yalnızca yapay zekâya. Yalnızca deneyime. Yalnızca sertifikaya. Oysa kariyer de aynı finans gibi risk yönetimidir. En sağlam kariyer, en güçlü tek özelliğe sahip olanın değil, en dengeli kariyer portföyünü oluşturanındır.
Sepet tekniği sizi risklerden korur fakat zamanın amansız etkisinden koruyamaz. Bu nedenle kariyer portföyü oluşturmak yeterli değildir. O portföyün içeriğini de düzenli olarak güncellemek gerekir. 2023, 2035, 2040, 2045’li yıllarda özel sektör bizden birbirinden farklı özellikler ve yetenekler isteyecektir. Tüm bunlara yanıt vermenin yolu ise eğitim, deneyim ve profesyonelin kendisini upgrade etmesinden geçmektedir. Upgrade, sepet tekniğinin nasıl sürdürüleceğini açıklayan mekanizmadır.
Odak noktasının çekirdeği ise UpGrade olmalıdır. Kariyerinizin merkezinde ne şirket, ne diploma ne de tek bir yetkinlik olmalıdır. Merkezde olması gereken tek şey, kendinizi sürekli güncelleyebilme becerisidir. Çünkü değişen dünyada ayakta kalanlar ve başarılı olanlar en güçlü olanlar değil, değişime en hızlı uyum sağlayanlardır.
Emre İnanç Kayatürk
İnsan ve Kültür Lideri
































